Pandemi Krizinde Güven Kültürü: Önce “İnsan”, sonra “Güven”, Sonra “Hedefler”


(Time Read | 3 min)

Geçtiğimiz üç ayda, pandemi süreci ve etkileri üzerine pek çok yazı, makale okuduk, webinarlar, sunumlar ve analizler dinledik. Bunların ciddi bir kısmı sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair sihirli! formüller ve öneriler içeriyordu. Biliyoruz ki böyle sihirli bir strateji veya formül maalesef yok. Pek çoğumuz belirsizlikten ve kontrolümüz dışındaki makro etkenlerden kaynaklanan anksiyete ve gel-gitlerle mücadele etmek durumundayız. Ancak bazı pratikler var ki, uygulandığında, bu süreçten bir takım kazançlarla çıkmak mümkün. Biz de bir yazı dizisi hazırlayıp, paylaşacağımız birkaç yazı ile bu pratiklerden bahsetmek istedik. Odaklandığımız alanlar; kurum kültürü, çalışan performansı ve yetkinlik gelişimi. Umarız, Covid-19 gibi, kriz dönemlerinde bu 3 alandaki gelişim fırsatlarına dair deneyimimiz faydalı olur, görüş ve önerilerinizle bize katılırsınız.

2020 Planlarımıza göre ilerlemiyor. Evden çalışma sürecinin başladığı dönemden bu yana iş hayatımızda çokca değişiklik oldu; hedefler revize edildi, bütçeler daraltıldı, kimi sektörlerde operasyonlar durdu, etkinlikler iptal edildi, resmi çalışma süreleri kısaldı, reel çalışma süreleri uzadı. Şimdi de normalleşme süreci ile birlikte işe dönüş planları üzerinde çalışıyoruz.

Belirsizlik durumu geçerliliğini korurken bizler dahil pek çok insan bütün bu değişim sürecinin merceğinden bakarak iş yaşamının geleceğine dair çeşitli anlamlar çıkartmaya çalışıyor.

Bizim gözlemimiz şu; bu süreçten şirketlere çıkan en önemli mesaj: önce insana, sonra işe odaklanın…

 Hepimiz Güvende Hissetmek İstiyoruz

New York Times’da yayınlanan 8 Mayıs tarihli Covid-19 analiz raporuna göre, dünyada 160-215 Miyon insan Covid-19’a yakalanacak ve 200 bin ile 1.7 milyon arasında insan ise hayatını kaybedecek (bkz. CDC Confidential Study).

Pek çok insan; hastalığa dayalı yaşanan süreç, sağlık durumları, geleceğe dair beklentiler noktasında oldukça endişeli. Ve tüm bu endişenin en üstünde “kendini güvende hissetmek” duygusu var.

Evet, video görüşme sistemleri, uzaktan bağlantı uygulamaları, online eğitim ve iletişim sistemleri gibi pek çok dijital araç ile çalışanlarımızın evlerinden çalışmalarını sağlayarak, ekonomik anlamda güvende hissetmelerini sağladığımızı düşünüyoruz.

Ama asıl odaklanılması gereken kilit nokta; insanlar korkmuş durumda ve bunun sonucunda, bir performans gösterebilmek için, bizden güven, sorumluluk paylaşımı ve bilgiye şeffaf ve hızlı erişimlerinin olduğu bir ortam bekliyorlar.

Makro ve Mikro Açıdan

Makro düzeyde baktığımızda dünya geneline hükümetlerin bu süreci iyi yönettikleri pek de söylenemez. Bilginin şeffaf bir şekilde paylaşılmamasının yanında, yönetimler için “bir numaralı hedefinin ekonomi” olduğu çok net. Ve bu da insanların o yönetime güvenle bakamamasına neden oluyor.

Mikro ölçekte ise, profesyonel bir çalışan, bir yönetici ve iş insanı olarak benim için buradan çıkan mesaj net: “bu süreçte iş hedeflerimize değil, çalışanlarımıza odaklanmalıyız”.

Çünkü eğer çalışanlarınıza odaklanırsanız rakamlar ve hedefler zaman içinde kendiliğinden gelecek.

 

İş Yerindeki Rolünüz: Güven Hissini Yaratmak

Daha önceki kriz zamanlarında öğrendiğimiz gibi bu süreçte de güven ortamı, kollektif düşünce ve takım halinde hareket etme bilincini inşa etmeliyiz.

2020 Edelman Güven Araştırması’ndaki bulgu çok net (bkz. 2020 Edelman Trust Barometer). Güven 3 temel unsura dayanıyor:

  1. Yetkinlik (bir işi doğru yapabilme yetisi)
  2. Etiklik (değerlerle yaşanan bir sistem)
  3. Söz hakkı (insanların konuşmaya teşvik edilmesi ve dinlenmesi)


Grafikte de göreceğiniz gibi, araştırmada, bu 3 temel unsur üzerinden sosyal hayatımızda yer alan 4 kurum değerlendiriliyor (Devlet Kurumları, Medya, Sivil Toplum Örgütleri ve Özel Şirketler). Çıkan sonuç, her ne kadar etik yanını sorgulasalar da, insanların diğer kurumlarla kıyaslandığında “en güvendiği kurum çalıştıkları işyerleri”.

İnsanlar İşyerinde Güven İster

İnsanlar çalıştıkları yerlere güvenmek isterken, şirketlerin de kendilerini finansal krizden çıkaracak kişilerin orada çalışan insanlar olduğunu unutmaması gerekiyor. Corona virus bu anlamda bir fırsat olarak görülmeli.

“Eğer bu süreçte, çalışanlarınıza yetkin ve etik bir şekilde yaklaşırsanız, ihtiyaçlarına kulak verirseniz ve sorumluluğu adil dağıtırsanız iş yerinizde güven, takım ruhu ve dayanıklılığı artırmış olursunuz”.

Amy Edmondso’nun “Korkusuz Şirket” (bkz. The Fearless Organization) kitabında bahsettiği gibi güven, etik ve çalışanın sesine önem veren şirketler müthiş finansal sonuçlar üretirken, Covid-19 dönemi gibi kriz döneminde çalışan maliyetlerine odaklanarak ekonomisini ayakta tutmaya çalışan şirketlerin gelecekteki performanslarının düşük olacağı aşikar.

Bu bakış açısıyla, evden çalışma, ücretli izin, kısa zamanlı çalışma, eğitim, gelişim, ücret ödemeleri ve performans hedefleri, gibi konularda kararlarınızı verirken çalışanlarınızın; güvende hissettiği, söz hakkına sahip olduğu, birbirleri ile sık sık İletişim kurabildikleri, seslerinin dinlendiği, haklarının korunduğu bir ortam yaratmaya çalışın.

Bu dönemde çalışanlarınız ile iletişiminizi artırdıkça, onlara verdiğiniz geri bildirimlerle yön gösterdikçe ve evde çalışarak yarattıkları katma değeri görüp, takdir ettikçe bu dönemin negatif etkilerini çok daha hızlı atlattığınızı göreceksiniz.

Siz de kurum kültürü ile fark yaratan bu öncü şirketlerin arasında yer almak ve Covid-19’un etkilerini şirketinizin lehine çevirmek arzusundaysanız lütfen danışmanlarımız ile iletişime geçin. Dönemin gereksinimlerine uygun şekilde güven kültürünü inşa etmenizi ve performans artışı sağlayacak, anlık geri bildirim platformu “Buddy” olarak hizmetinize hazırız.